YourSite - Slogan Here!

Ho Ho Ho!

Bilin bakalım ne oldu ? bildiniz yine, uzun zamandan sonra yine yazı girdim :D Bu yazının sebebi tabi ki 2011′in sona eriyor olması. Tabi ki yeni yıl, yeni bir umut olması. Yok kuzenim Umut değil, o aynı değişmez… 2 sene önce yaptığım gibi tekrar iyi ve kötü olayları yazacağım, ama bu sefer 2 yıllık yazacağım. Çünkü geçen sene yazmamıştım. Bakalım 2010 ve 2011 de neler olmuş…

Güzel Olaylar

  • Havaş’ta işe başladım.
  • Aşık oldum.
  • Milasa taşındık.
  • Fenerbahçe şampiyon oldu.
  • WoW’u bıraktım.
  • Xbox sahibi oldum.
  • Minecraft ile tanıştım.
  • Aykut Kocaman Fenerbahçe teknik direktörü oldu.
  • Spartacus, Game of Thrones ve One piece ile tanıştım.
  • Fifa 11 ve Fifa 12 müthiş olmuş.
  • Kinect diye bir teknolojiye sahip oldum.
  • Adamın birisinin kanser olduğu haberi geldi çok sevindim.

Kötü Olaylar

  • Havaş’ta iki sezonda da kadroya kalamadım.
  • 2010 sezonunda son maçta şampiyonluğu Bursaspor’a kaptırdık.
  • Bienvenue diye bir adam aldık. Guiza’yı aratmıyor sağolsun.
  • “Şike” soruşturması kapsamı altında Aziz Yıldırım ve birçok Fenerbahçeli yöneticiyi tutuklu tutuyorlar.
  • Aşık oldum…
  • WoW’u bıraktım.
  • 6alatasaray’a yenildik.
  • Andy Whitefield hayatını kaybetti.
  • Terör olayları çoğaldı.
  • AKP yine seçim kazandı.
  • Özelleştirilmeyen kamu kuruluşu kalmadı.

 

Aklıma gelenler bunlar. Bazı şeyleri her iki bölümede yazdım, bunun sebebi tam olarak iyi mi yoksa kötümü olduklarından emin olmamamdan kaynaklanıyor. Yeni yıl mesajını da bir alıntı ile vereyim.

“Yeni yıl heyecanınızı dinlerin ve mitlerin gölgelemesine izin vermeyin. Karanlık bir dönemden geçiyoruz..Düşünce ve inanç özgürlüğünün lafta kalmadığı, insanların düşünceleri yüzünden yargılanmadığı, bilime ve akla gereken önemin verildiği,… tabuların olmadığı ve adaletsizliklerin yaşanmadığı; insanların, birer parçası oldukları doğanın ve tüm evrenin büyüleyici evriminin farkına vardıkları bir yıl olması umuduyla..Herkese geçmiş yıllardan daha aydınlık yeni bir yıl dilerim.”

18 Ağustos 2011

Başlık bulamadığın için tarih atayım dedim. Evet biliyorum neredeyse hiç yazmıyorum. X-box geldi, ama feci geldi. Kinect’in bu kadar gelişmiş olabileceğini bilmezdim. Adamlar yapıyor gerçekten… Kinect Adventure isimli oyun kinect kullanımında en çok zaman geçirdiğim oyun. Zaten başka da full sürüm kinect oyunum yoktu bu haftaya kadar. Bu hafta The biggest loser ultimate workout aldım. Biraz kilo vermeye başlayım diye. Evet ya sormayın, yine kilo almışım. 115 kilo olmuşum boru değil. Neyse x-box ile veririm o kiloları diye düşünüyorum. Nerde kalmıştık. Hah Kinect adventure, Bu oyun özellikle reflex ridge isimli bölümüyle zaman harcatıyor. Eğil, kalk, zıpla, düş ama ayak uçlarına düş aşağıya ses  gitmesin, sağa git, sola git, tekrar zıpla, eğil, zıpla, eğil, derken pinleri topla ama hızlandırıcıdan geçerken tut-çek hızlan 2-3 dakika süren bu eylemlerin sonunda nefes nefese kalıyoruz tabi, 10-15 dk oynarsak eğer ter içinde kalıyorsun ve tabi ki biraz da dinlenmek zorunda kalıyorum çünkü bacaklar feci ağrımaya başlıyor artık. Diğer oyunlar da eğlenceli tabi, şuan isimlerini tam hatırlamıyorum ama yer çekimsiz olana pek ısınamadım onun dışında arkadaşlarla toplandığımızda zaman geçirmek için güzel ve eğlenceli bir oyun. Diğer oyunlar ise Fifa 11 ve Mortal Kombat 9 yani futbol ve dovüş daha ne olsun ?

-hmm… fps olsun mesela ?

-onu da alacam olm acele etme

-ne alacaksın mesela ?

-Halo yu düşünüyorum ve birde Dead Island olabilir.

-Awesome!!!

neyse bi an Palamut (umut) ile konuşur gibi yaptım. fena olmadı, Bu arada bu bebe istanbula gitti staj için, kendisinin yazmasını isterdim ama aylardır yazmıyor birşey. Yaz okulu bitti, geçti sanırım :D pek eminde değilim ama geçmiştir heralde eşek değil ya. Bayram tatilinde belki buraya gelebilirmiş. Gelsin, gelsin de ona xbox’ın ne kadar awesome bir alet olduğunu göstereyim.

hmm başka neler  yazalım…

Hala Aşık olamadım…

Babamın suyu ısındı…

Fifa da son bir kaç gündür çok kötü oynuyorum sanırım Mortal Kombat’a sarmamdan dolayı biraz unuttum, tekrar bi yoğunlaşmam gerek üzerine. Hayır en sinir olduğum sa 500 civarında puan kaybetmem. Ard arda yenilgilerden dolayı valla çok canım sıkılıyor. Zaten oynarken aynı zamanda da konuşabildiğimiz için adamlara ana avrat sövüyorum :D sinirimi atıyorum ama ayıp ediyorum biraz adamlara sanki. Hayır düzgün oynasalar içim yanmayacak maç sonunda benim 20 şutum onun 4 şutu olurda 3-3 biterse sinir krizi geçirmeyim de ne yapayım. Hani uzaktan şutlar da değil karşı karşıya falan pozisyonlar. Bazen girmeyince girmiyor işte. Bir de ayak içi vurma hastalığı yüzünden daha çok pozisyon kaçırıyorum. Neyse ne ya uğraştığım şeye bak bu saatte.

 Bu saatte demişken iran uçağı gecikmeye girdi sanki gelmedi hala ibneler. Boşver iyi oldu onun sayesinde uzun bir aradan sonra blog’a yazı girdim.

Bu arada geçen senelerin çalışma saatlerinin ve vardiyaların yazılı olduğu bir excel dosyasına bakıyorduk arkadaşla, 2010′a da bi bakalım dedi, açtım, sayfayı aşağıya indirdim, O nu gördüm. Bağdat Deli yazıyordu, hemen sayfayı tekrar yukarı çıkardım ama sanki onu canlı olarak görmüş gibi heyecanlandım. Artık eskisi gibi güzel gelmiyor veya ben öyle görmek istediğim için öyle görüyorum. Bilmiyorum. Ama hala bitmedi gibi veya ben takıntı haline getirdim. Bilmiyorum. Ama sanırım tekrar aşık olana kadar bitmeyecek gibi… Aşık olayım o zaman ben, diyince de olunmuyor ki. Bağdat taşınacakmış buralardan… O yüzden gelmemiş bu sene Havaş’a… belki unuturum öyle olursa belki görünce heyecanlanmam… benim ki sadece bir umut.

Başlıksız

Şuan saat 05:34,sabah gelecek uçağı bekliyorum. Yaklaşık 4 saattir boş boş oturuyorum ve daha 2 saat oturmaya devam edeceğim. Biraz uyumayı denedim ama beceremedim. Bende açtım müziği, kahvaltımı yaptım sabah olmasını bekliyorum. Gerçi güneş kendisini göstermeye başladı biraz, dışarısı aydınlık gözüküyor. Bugün xbox 360 ve Kinect siparişim gelecek, artık konsol deneyimini ben de yaşayacağım :) bu hariç olan gelişmelere gelirsek. Biraz fal havası katalım :D

Aşk

Bağdat olayı tamamen bitti, artık ismi geçince veya konusu geçince biraz heyecanlanıyorum o kadar. Aslında tam bitmemiş gibi geliyor ama bitmiş olmasını temenni ediyorum. Aşık olduğum veya hoşlandığım birisi olmadı hala, bekliyorum ama bakalım.

Para

Havaşta tekrar işe başladım yaklaşık 1 ay oldu. Maaşıma  ufak da bir zam gelmiş. Fena değil yani şuan, hani tek maaş ile aile geçindirecek kadar yok gibi geliyor ama tek başıma halimle çok iyi gibi geldi.

Sağlık

Taş gibiyim valla hiç bişiyim yok. Gerçi uzun vardiya sonlarında ayaklarım ağrımaya başlıyor o da normal artık.

Genel

Öyle işte bir ara, günlük gibi hergün olanları yazmayı düşündüm sonra yine yazmak zor geldi. Onun yerine oyun oynarım daha iyi gibi geldi.

Bilgisayar odası çok sıcak oluyor ya, hamam gibi. Güneş batarken uzun bir süre oraya bakıyor. zaten çatı katı ve ahşap olduğu için sahuna gibi oluyor valla. Ufak vantilatör işimi görmüyor ama ufak bir buzdolabı koyduk, soğuk biraya bu kadar kolay ulaşmak güzel oluyor :) )

Wow’a hala dönmedim, Aion’dan sıkıldım, Point Blank’e arada bakıyorum, Minecraft güzel bir oyun tavsiye ediyorum. Wow’a dönmeyi çok düşündüm ama döndüğümde kimseyi bulamayacağım için ondan da vaz geçtim, uğraşmak istemedim onun dışında minecraft almıştım para harcamak istemedim maaş almamıştım ve 400tl kredi kartı borcu vardı, neyse ki maaş ile kapattım hepsini, bizimkilerede verdim bana da bişiler kaldı, öyle işte.

09.06.2011  01:00′da istanbulda ki Kahraman Konsol isimli bir konsolcudan (tuhaf geldi bu isim) X-Box 360 + Kinect sipariş ettim 870 civarında tuttu. Ama değeceğini düşünüyorum. Sonra dayanamadım bir de fifa 11 sipariş ettim. Artık PC de fifa keyfi konsolda devam edecek. Bundan sonraki ilk oyun hedeflerim Mortal Kombat ve ismini şimdi net hatırlamadığım bir kaç kinect oyunu var. Spor, dans ve dövüş ağırlıklı.

Neyse benden bu kadar Ukrayna uçağı gelecek birazdan şans dileyin de güzel yolcular gelsin :) )

Korumalı: Gelecek Planlaması Episode-1

Bu yazı parola korumalı. Yazıyı görmek için parolanızı girin:


Yorumları görmek için parolanızı girin.

Rüya…

Epeydir yazı da girmiyodum. Bu vesile oldu sanırım. Rüyamda gördüm seni. Çok güzeldin çok… Ne kadar üzmüş olsan da beni , ne kadar kırmış , yaralamış olsan da çok güzeldin. Seni görmeye gelmiştim kilometrelerce yolu, sadece seni görmeye… Sevgilin var dediler inanmadım. Kendim görmek istedim. Merdivenlerden çıkıyorum birinin kolunda aşağı iniyosun , saçların uzamış.ikinizin de ayaklarını görüyorum merdivenlerden yukarı çapraza baktığımda. Sonra sinirlenip dışarı çıkıyorum binanın önüne , emin olmak için sanırım. Uzaklaşıyorum 20-25 adım kadar ve bekliyorum. Önden arkadaşların çıkıyor arkalarından senle-o. Çok sinirleniyorum. Dönüp arkamı bir iki adım atıp duruyorum. Gördüklerime inanmak istemiyorum. Sonra tekrar geri dönüp bir daha bakıyorum ve kol kola yürüdüğünüzü görüyorum. Koşar adımlarla yakındaki bir büfeye gidip rakı alıyorum ve içmeye başlıyorum. Susuz… Rakı bittiğinde siz biraz uzaklaşmış oluyorsunuz. Dönüp peşinizden koşuyorum ve ” Hakkını helal et! ” diye bağırıyorum… Dönüp bana bakıyorsun ve  “Helal olsun!” diyorsun. Sonra bir daha bağırıyorum bir daha bağırıyorsun. Ve yürüyüp uzaklaşıyorsun. Uyanıyorum yatakta doğrulup düşünmeye başlıyorum. Var mı acaba gerçekten bir sevgilin. Tutuyomusun onun da ellerinin benimkileri tuttuğun gibi ? Kaç aydır görmemiştim seni rüyamda. Bir anlamı var mı acaba bu zamanlamanın ? Keşke yaşananları geri alabilsem…Keşke…En büyük pişmanlığım bu benim biliyormusun ? En büyük hata hayatta yaptığım. Tebrik ederim Endüstri mühendisliğine yatay geçiş yapmışsın. Başarılıydın zaten hep. Daha zını beklemiyordum senden. Zor ya sensiz hayat. Yok beni anlayan. Gardımı indirebileceğim , her konuda konuşabileceğim biri yok. Var mı senin hayatında ? Yoktu en son ama çok zaman geçti üstünden vardır belki. Neyse eğer geliyorsam aklına veya bakıyorsan buraya arada ; hâlâ benim için çok değerlisin. Kendine çok iyi bak…

Bitti!

Düşünmüştüm ki gerçekten aradığım sensin. Aslında ilk bakışta hala sen gibi duruyosun, yani dıştan, içine bakmadan. Ama içini açınca, küflenmişsin, sevilemez sadece kendini düşünen, egoistin biri olmuşsun. Bilmiyorum hayatmı seni böyle yaptı, yoksa hepmi böyleydin ama dıştan bakınca daha farklı olman gerekirdi yani göründüğün gibi olman. Güler yüzlü, pozitif, anlayışlı, iyi kalpli…

Ben, birlikteyken çok sevdiği, hayatındaki en güzel şey olan ama ayrılanca birden sevgilisini şerefsiz konumuna düşüren yazıları yazanları sevmezdim, hala sevmem ve yazmam da.  Biz seninle hiç birlikte olmadık. O şansı hem bana hem kendine vermedin. ” Maceraya devam” dedin. Göreceksin kimseyi bulamayacaksın… Belki bende bulamam ben yine Aşık olana kadar beklerim, acelem yok. Ölmem ben aşık olmadan. Ölürsem ya aşktan ya da … bilmiyorum başka bir şeyden ölürmüşüm gibi gelmiyor. Beklerim sonsuza kadar, belki yine birisi aşık eder kendine beni ama bu sefer daha yakından tanımak istiyorum o kişiyi. Acele etmeden, içini görmek istiyorum daha önce. Kokuşmuş, paslı ya da küflü olsun istemiyorum.

Bu son paragrafı yazmak istemezdim, ama gerçekten ayıp ettin. Kabul etmeyebilirsin en doğal hakkın. Ama senin için hazırladığım şarkılardan, üstelik eminim daha önce hiç dinlemediğin bir şarkının sözünü başkası için yazman… Kalbimi kırdın, bu onarılmaz da. Acaba merak ediyorum 3 ay sonra nasıl yüzüme bakacaksın. Veya o yazıyı yazarken hiç mi utanmadın hiç mi için sızlamadı. Veya sana ordan hiç mi sevmemiş gibi görünüyorum, bu yaptığın bana koymaz mı diye düşündün. Ama bu senin gerçek karakterinse, haklısın karakterlerimiz uymuyor. Benim bir karakterim, gururum ve kalbim var. Senin ne karakterin ne gururun ne de kalbin var. Sen aşık olamazsın, veya hiç aşık olmadın ve aşk nedir bilmiyosun. Sokakta gördüğümde, geçip önüne tokatı vuramazmıydım sanıyosun ? evet gördüm, ama yanında bir arkadaşın varken rahatsız etmek istemedim. Ve daha sonra da birbirimizi göreceğimize eminim. Veya seni sürekli takip edip veya telefonla arayıp rahatsız edemezmiydim sanıyosun ? hepsini yapardım. Ama dediğim gibi bunlar benim karakterime uygun şeyler değil. Ben nedense hep sevdiğim kişiyi düşünürdüm, hala öyle olmaya devam edicem. Biliyorum hayat sadece senin gibilerle dolu değil veya benim gibilerle. Herkezi kendim gibi görmüyorum. Ama empati yapabilirsin çok zor değil. Beyininin %2 sini çalıştırmaya devam et yeter.

Açtığım siteyi kapattım, videoları da, seni de sildim. Yazın tekrar havaalanına yolun düşerse görüşürüz. Uzun bir sezon olacak…

Güle güle ttnet , Merhaba uydunet :)

Güle güle ttnet , Hoşgeldin uydunet :)   Girişten de anlaşılacağı üzere ttnet ile birlikteliğimi noktalayıp uydunet ile yeni bir ilişkiye yelken açtım. Bu yeni ilişki her iki taraf için de güzel oldu tabii. Onlar benim gibi bir müşteri kazandı ben de daha az maliyet ile daha iyi hizmetin verilmiş olduğunu gördüm. Yeni netim gelir gelmez soluğu speedtest.net’te aldım. Download , upload ve ping değerlerini görmek için can atıyordum. Ve doğru seçim yaptığımı sayısal değerler ile de gösterdi kendisi.
Download : 119 kb /s
Upload : 24 kb /s
Ping : 5 ms

Bu değerleri  ttnet’te görmek hayal gibi. Tabi bu sonuçları 1mb bağlantım ile gördüğümü de belirteyim. Ayrıca stabil olması da bir artı. Ttnet gibi hızı bir düşüp bir artmıyor. Sabit. Kurulumu yapan teknik servis olası bir arıza durumunda 3 saat içinde gelineceğini söyledi ki bu başta inandırıcı gelmemişti ama tecrübe ile bunu da sabitledim. Şimdilik yeni netim ile ilgili söyleyeceklerim bu kadar. Ttnet’ten sıkıldıysanız ve oturduğunuz yerde kablo TV altyapısı varsa bence bir şans vermelisiniz. Gözüme çarpan tek eksi yanı ip adresinin modeme reset atılarak yenilenemiyor oluşu ki buna henüz bir çözüm bulabilmiş değilim. =)

Bitmedi…

Sonunda cevap verdin, sağol. İstemediğim ama gecikince beklediğim bir cevap oldu. İki gündür kendimi biraz hazırlamıştım bu duruma. Daha az zarar görmek için biraz da kabuğuma çekilmiştim. Aylar önce bazı uyarılar çeşitli kişiler tarafından gelmişti. “Kendini çok kaptırma”, ” Çok acı çekersin bak, aşık olma” hepsine gülmüş geçmiştim. Aslında bu gülmemin sebebi onların verdiği öğütleri küçümsemem veya kendime çok güvenmem değildi. Bunun sebebi belkide kaybedecek birşeyim olmaması ya da buna deyecek olmasıydı. Ama tek kaybeden ben değilim, o da kaybetti. Beni en çok şaşırtan yazdığı cevapta üzgün görünme çabasıyla başlayıp daha sonra beceremeyip veya vazgeçip lise çağlarındaki kızlar gibi bitirmesi. Özellikle yazdığı mesajda gösterdiği tek bahanenin “Farklı Karakterler” de olmamız, beni biraz daha üzdü açıkçası. Beni tanımadığı veya tanıyamadığını görebiliyorum. Farklı karakterlerde olsak bunu önce ben fark ederdim. Çünkü izleyen ve değerlendiren zaten benim. Beni tanıyan bir insan yazılan mesajı okuyup geçmeyeceğimi bilir. Yazan kişinin seçtiği kelimelerden tutta nasıl bir psikolojide yazdığını anlamaya çalışırım.  Zaten “Farklı karakterler” bahanesini de sanırım ben verdim ona. Bir önceki yazımda yazdığım “Belki çok fazla tanımıyorum onu, belki çok alakasız iki kişiyizdir, bilmiyorum.” cümlesinden aldığını düşünüyorum. Neyse, yeter bu kadar. Daha önce okudunmu veya okumaya devam edermisin bu siteyi bilmiyorum. Ama eğer okursan şunu bil, Ben aşık olmuştum, basit birşey değil. Sence farklı karakterler de bile olsak, biter mi ?